Analiz

Algoritmalar Düşüncelerimizi Ele Mİ Geçirdi

Karmaşık işlemleri basite indirgeyene Algoritmalar düşüncelerimizi etkiliyor mu? Aslında bakarsanız mesela Google aramalarımızın sonuçları alışverişlerimizi, Twitter düşüncelerimizi, Facebook ise bilgiye ulaşım yollarımızı değiştirebiliyor. Bazı görüşler artık insan beyninin otomatikleştiğini ve kaynaklara olan güveninden dolayı sorgulamadığını dile getiriyor. Peki algoritmalar kollektif düşüncemizi ele geçirirdiyse ve ya geçirirse ise ne olur?

Bilgiye daha hızlı, daha kolay ulaşmak ve seçim yaparken vakit kaybetmemek için insanoğlu yıllardır programlar geliştiriyor. Programlarda kullandığı açık parametreler ve basit kurallar oluşturan algoritmalar en karmaşık sorunları dahi anlamlandırmamıza yardımcı oluyor.

Gelin terimlerden biraz daha özete inelim. Google’a yakınınızdaki en iyi restoranı sorduğunuzda size cevap veriyor. Apple Haritalar, gideceğiniz yer için rota oluşturuyor.  Gündemdeki haberleri Twitter üzerinden sorguladığınızda ilk çıkan twitler aklınızda olay ile ilgili bir altyapıyı oluşturabiliyor. Peki siz bu yanıtları sorguluyor musunuz? Yoksa direkt güveniyor musunuz? Mekanın en yakın ve iyi olduğuna, en uygun rotanın o yol olduğuna, gündemdeki olayların gerçekten böyle geliştiğine direkt inanıyor musunuz?

19. yüzyılda yaşamasına rağmen Karl Marx insanoğlunun beyninin gelecekte makineler tarafından yönetilebileceğini iddia etmişti. Günümüzde karşılaştığımız durumu en iyi özetleyen ifadelerden biri belki de Marx’a ait. İnternetin icadı ve  hayatımızı kolaylaştırmak için geliştirdiğimiz diğer tüm algoritmalar günümüzde maalesef düşüncelerimizi etkilemektedir. İşte iki örneği;

Ürün Karşılaştırmasının Arkasındaki Gerçek

Bugüne kadar Online alışveriş birçok açıdan tartışma konusu olmuştu; perakendeyi bitirir mi, alışveriş merkezlerinin sonu mu geldi hatta Amazon gibi internet siteleri büyük markarı rekabet dışı mı bırakacak…. Örnekleri çoğaltabiliriz ancak bizim düşünce yapımızı ele geçirebileceğini ilk defa duyuyor olabilirsiniz. Farkında olmadan teslim olduğumuz sonsuz algoritmalardan biri de alışveriş alışkanlıklarımızı yaptığı etki.

Sadece bir çanta aradığınızı varsayalım hemen hemen her online alışveriş sitesi size benzer çantaları kıyaslama, onları wish listlerinize ekleme, dilerseniz indirime düştüğünde haberdar olma gibi birçok seçenek sunuyor. Sunduğu sonsuz seçenekler arasında ama sizi mutlak bir seçime de sürüklüyor. Aynı zamanda içerik ile sizi bu çantaya ihtiyacınız olduğuna inandırabiliyor.

Psikolojik olarak birçok seçeneğin bulunduğuna bizi ikna ederken bir yandan da kendi sunduğu seçim ile bizi rahatlatıyor. Çünkü sistem karmaşık seçenekler arasında en doğrusunu en rahatını bize sunduğunu belirtiyor. Aslında basit bir günlük rutinimiz haline gelen online ortamlardaki ürün arama davranışımız çok başka anlamlar taşıyor mu dersiniz?

Online Ortamlardaki Geri Dönüşleriniz

Kulağa oldukça masum gelen firma ve ürünler hakkındaki geri bildirimleriniz aslında dijital algı yönetiminin bir parçası olarak size geri dönüyor olabilir.  Geri bildirimleriniz kullanarak, şirketler ihtiyaçlarınızı daha iyi karşılayabilir, sizin için hedeflenmiş öneriler sunabilir böylece farkında olmadan  tüketime devam edebilirisiniz.

Kulağa biraz abartı geliyor olabilir ya da Black Mirror’ın senaryosunu okuyormuşsunuz gibi de olabilirsiniz. Ancak birçok uzman içinde bulunduğumuz dijital ortama ikinci doğa ismini veriyor. Online ortamın bize sunduğu fikirleri aynı doğada gerçekleşen olaylar kadar normal ve sorgusuz kabulleniyoruz.

Algoritmalar, gerçek hayatın karmaşasına kolay yollar sunuyor. Fakat bizler programlama dilini, kodlarını ve algoritmaları kendi düşüncemizin bir parçası olarak benimseyerek bir hata mı yapıyoruz? Yapay Zeka tehlikesini hep robotlar ve iş hayatımız üzerinden düşünürken yoksa düşüncelerimizle ona çoktan teslim mi olduk? İletişim tarihinin önde gelen düşünürlerinden McLuhan’ın dediği gibi akıllı telefonlar bedenlerimizin bir parçası olurken; algoritmalarda düşüncelerimizin bir parçası mı oluyor?

Yazdıklarımız size ürkütücü geliyor olabilir ama umarız bu satırlarımız sizi daha çok düşünmeye teşvik ediyordur. Yapay zeka, makine öğrenimi ve büyük veri gibi insan düşüncesini yönlendirme yeteneği bulunan teknolojileri hem bireysel hayatınızda hem de kurumsal yaşantınızda sizin için en doğru şekilde kullanmanın yollarını aramalısınız.